Bildiğin Hayatın İçinde - Bir Gün ile Hiç Arasında
Sayı 5 • 2 dk okuma
Hepimiz bir şeyler biliyoruz: neyi değiştirmek istediğimizi, hangi kapının önünde oyalanıp durduğumuzu, hangi “yarın”ın içine saklandığımızı… Ama bilgi tek başına yürütmüyor. Çünkü insan çoğu zaman doğruyu değil, sürtünmesi az olanı seçiyor: belirsizliği, kimliğin çatlamasını, utanmayı, başarısız olma ihtimalini bir “bedel” gibi görüyor ve o bedeli ertelemeyi öğreniyor. Kıvılcımı beklemek bu yüzden çoğu zaman umut değil; yanacak şeyleri ertelemenin kibar adı. Bu yüzden kıvılcım, çoğu zaman dışarıdan gelecek bir izin gibi bekleniyor. Ama kıvılcımı boğan şey genellikle ilham değil; kaçışın kolaylığı ve alışkanlığın ekonomisi. Çıkış büyük bir devrim değil, küçük kanıtlar: her gün az da olsa başlayan bir alan. Kıvılcım bazen beklenmez; başlarken doğar.