İyileşmenin Sessiz Ritmi

Noura EsSayı 37 Aralık 2025

İnsan çoğu zaman iyileştiğini ancak geriye dönüp baktığında fark eder. Çünkü iyileşme, büyük bir kırılmanın değil, bedende yavaşça yer değiştiren küçük bir titreşimin işaretidir. Zihin yorulduğunda susar; ama beden, kendi ritmini hatırlatmayı hiç bırakmaz. Bir gün uyanır ve fark edersin: İçindeki ağırlık aynı yerde duruyor olabilir, fakat artık seni eskisi kadar aşağı çekmiyordur. İyileşme bazen sadece budur — ağırlığın değişmemesi ama bedenin ona tutunma biçiminin yumuşaması.

İnsan acıyı çoğu zaman zihninde taşır; oysa acı, önce bedende kaydedilir. Kalbin hızlandığı bir an, nefesin daraldığı bir saniye, düşüncenin istemsizce sıkıştığı bir yer… Bütün bunlar, sinir sisteminin “çok uzun süredir tetikteyim” demesinin yollarıdır. İyileşmek, bu tetikte hâlin yavaşça çözülmesidir. Düşünceleri zorlayarak değil; bedenin, “artık güvende olabilirim” demeye başlamasıyla olur. Bu cümle duyulmaz ama hissedilir — omuzların biraz düşer, nefes biraz derinleşir, dünyanın sana saldırmadığını ilk kez küçük bir saniyelik gecikmeyle fark edersin.

Bazen iyileşme, merakın geri gelmesidir. Uzun bir yorgunluğun ardından dışarıdaki bir sesin dikkatini çekmesi… Bir yüzü, bir kitabı, bir rüzgârın yönünü yeniden merak edebilmek… Zihin yeniden keşfetmeye yöneldiğinde, onun artık tehlike taramasından uzaklaştığını anlarsın. Çünkü tehdit hisseden zihin, merak etmez; sadece korunur. Merak, güvenin ilk işaretidir.

İyileşmenin bir diğer sessiz belirtisi, insanın kendine karşı yumuşamasıdır. Kendini suçlamayı bırakmak değil; suçlamanın gereksiz ağırlığını fark etmektir. “Böyle olmamalıydım” cümlesi zamanla yerini “Böyleyim ve bu değişebilir” cümlesine bırakır. Bu, büyük bir dönüşüm değildir; ama insanın iç alanını genişleten ince bir kapı açar. İçeride hâlâ kırıklar olabilir, fakat artık o kırıkların içinde hareket edebilecek bir yer vardır.

İyileşmek bazen yeni bir düzen kurmak değildir. Tam tersine, hayatın içindeki küçük düzenlemeleri fark etmektir. Bir bardağın yerini değiştirmek, masaya bir çiçek koymak, daha yavaş yürümek… Beden, ritmini bu küçük dokunuşlarla yeniden kurar. Beyin, tehdit algısını en küçük güven anlarında bile yeniden düzenler. İnsan kendine iyi gelen şeylerin listesini çıkarmaz; o şeyler içerde hafif bir genişlik bıraktığında zaten yerini bulur.

Sonunda insan görür ki: İyileşmek, acının tamamen yok olması değildir. İyileşmek, acının artık tek yönlü bir anlam taşımamasıdır. Acı, seni geçmişe zincirleyen bir ağırlık olmaktan çıkar; seni bugünle daha dikkatli bağlayan bir hafızaya dönüşür. Ve iyileşme, bu hafızaya kızmadan, ondan kaçmadan, onu zorlamadan bakabildiğin an başlar.

İnsanın yeniden iyi olması, kendine karşı dürüstleşmesinden değil, kendine karşı incelmesinden doğar. Ve bir gün fark edersin: İyileşmek, büyük adımlarla gelmedi. Küçük bir nefes aralığında, görünmez bir ritimde, sessizce geldi. Seni büsbütün değiştirmedi belki ama — seni yeniden kendine yaklaştırdı.

İşte iyileşmek bazen sadece budur: İnsanın, kendi içinden geçerken kendini kaybetmemesi.

0 beğeni
Yorumlar
Henüz yorum yok.