Camın Sessizliği

Rix AvSayı 426 Aralık 2025

Bazı dönemlerde insanın hayatla ilişkisi incelir. Kopmaz, ama kalınlığını kaybeder. Dokunduğunu sanırsın; oysa yalnızca yüzeye temas edersin. Sesler gelir, görüntüler akar, zaman ilerler. Ama bütün bunlar sanki birkaç adım öteden yaşanıyormuş gibi hissedilir.

Bu hâlin adı her zaman konmaz. Çünkü isim koymak, çoğu zaman acele bir çözümdür. Oysa bazı deneyimler, çözülmek için değil, fark edilmek için vardır.

Cam bazen bir engel değildir. Bazen bir sınırdır. Ve her sınır, neyi geçemediğimizi değil, nerede durduğumuzu gösterir.

İnsan bu durakta kendini yorgun hissedebilir. Ama bu yorgunluk her zaman tükenmişlikten gelmez. Bazen fazla temasın ardından gelen bir çekilmedir bu. Bazen çok fazla frekansa aynı anda açık kalmış bir bilincin, kendini yeniden ayarlama çabası.

Ritim bozulduğunda dünya hızlanmaz. Dünya hep aynı hızdadır. Yavaşlayan ya da hızlanan, insanın içidir.

Bu yüzden bazı anlar vardır ki, hiçbir şey “yanlış” değildir; ama hiçbir şey “yerli yerinde” de değildir. İnsan tam da bu aralıkta, dışarıdan çok içeriye çağrılır. Bu çağrı gürültülü olmaz. Bir davet gibi değil, bir geri çekilme izni gibi hissedilir.

Sessizlik burada bir eksiklik değildir. Boşluk da öyle. Boşluk, şekil değiştirmek isteyen şeyler için açılmış bir alandır.

Camın ardında ya da dışında olmak, çoğu zaman yanlış sorudur. Asıl soru, camla nasıl bir ilişki kurduğumuzdur. Onu kırmak isteyen de vardır. Onunla yaşamayı öğrenen de. Ve bazen, sadece varlığını kabul edip yoluna devam edenler.

Ritim geri geldiğinde, büyük bir aydınlanma yaşanmaz. Işıklar yanmaz. Sorular bir anda cevaplanmaz. Ama insan, kendini taşırken biraz daha hafif hissetmeye başlar.

Bu hafiflik bir başarı değildir. Bir varış noktası da değildir. Sadece, iç sesin yeniden duyulabilir hâle gelmesidir.

Ve belki de bu yeterlidir.

Çünkü bazı şeyler çözülmek için değil, yerine oturmak için vardır.

0 beğeni
Yorumlar
Henüz yorum yok.