Zaman Yolcuları
Zaman Yolcuları
İnsan zamanı saatlerle ölçmeyi öğrendi.
Dakikalar, günler, aylar, yıllar...
Oysa zihnin zamanı başka türlü çalışır.
Bazen bir şarkı duyulur ve yıllar önceki bir yaz akşamına gidilir.
Bazen bir koku, çoktan unutulduğu sanılan bir sokağın kapısını açar.
Bazen de hiç beklenmedik bir anda, insan kendisini çocukluğunda bıraktığı bir duygunun içinde bulur.
Bu yüzden belki de hepimiz sandığımızdan daha fazla zaman yolcusuyuz.
Çünkü hayat yalnızca ileriye doğru yaşanır, ama insanın iç dünyası her yöne doğru hareket eder.
Geçmişe gider.
Geleceğe gider.
Henüz yaşanmamış ihtimallerde dolaşır.
Yıllar önce söylenmiş bir cümlenin başına geri döner.
Ve bazen tek bir anın etrafında yıllarca dolaşır.
İnsan hayatı boyunca birçok insanla karşılaşır.
Bazıları yalnızca birkaç dakika kalır.
Bazıları yıllarca yanında yürür.
Bazıları ise gittikten çok sonra bile zihninin içinde yaşamaya devam eder.
Fakat insanı en çok değiştirenlerin kim olduğu sorulsa, çoğu zaman yanlış yere bakarız.
Çünkü bizi büyütenlerin önemli bir kısmının yüzü yoktur.
Bir hayal kırıklığının yüzü yoktur.
Uzun süren bir yalnızlığın da.
Yanlış olduğu sonradan anlaşılan kararların...
Cevabı yıllarca gelmeyen soruların...
Kaybedilen insanların...
Ve gecenin bir yarısı insanı uyutmayan düşüncelerin de.
Hayat bazen hiçbir şey söylemeden öğretir.
Sessizce.
Fark edilmeden.
İnsan bunu çoğu zaman ancak geriye baktığında anlayabilir.
Yıllarca kaçmaya çalıştığı bazı deneyimlerin onu biçimlendirdiğini...
Kırıldığını düşündüğü bazı anların iç dünyasında yeni odalar açtığını...
Kaybettiğini sandığı bazı şeylerin yerini hiçbir şeyin dolduramadığını ama buna rağmen yaşamaya devam edebildiğini...
Belki de bu yüzden geçen yıllar herkesi aynı şekilde değiştirmez.
Bazıları yaş aldıkça sertleşir.
Bazıları ise derinleşir.
Çünkü zaman tek başına hiçbir şeyi büyütmez.
Zaman yalnızca hayatı önümüze koyar.
Onunla ne yapacağımıza ise biz karar veririz.
Bazı insanlar hayat boyunca başlarına gelenleri unutmaya çalışır.
Bazıları ise anlamaya.
Ve çoğu zaman insanı değiştiren şey yaşadıkları değil, yaşadıklarına verdiği anlamdır.
Belki de bu yüzden bazı yaralar kapanmaz.
Ama dönüşür.
Bazı acılar kaybolmaz.
Ama bilgelik hâline gelir.
Bazı sorular cevaplanmaz.
Ama insanın yönünü değiştirir.
Hayatın en ilginç taraflarından biri de budur.
İnsan çoğu zaman geleceğe ulaşmaya çalıştığını düşünürken, aslında geçmişine doğru yürümektedir.
Çocukken korktuğu şeyleri anlamaya...
Yalnız kaldığı anları affetmeye...
Kendisini yetersiz hissettiği günlere başka gözlerle bakmaya...
Belki de bu yüzden insanın en uzun yolculuğu bir şehirden başka bir şehre değildir.
Bir yaştan başka bir yaşa da değildir.
İnsanın en uzun yolculuğu, kendisine doğru yaptığı yolculuktur.
Yıllar boyunca insanın içinde birçok ses konuşur.
Korkan çocuk.
Bekleyen çocuk.
Kırılan çocuk.
Anlaşılmak isteyen çocuk.
Ve çoğu zaman insan bütün hayatını o seslerden birini susturmaya çalışarak geçirir.
Oysa bazı yolculukların sonunda farklı bir şey olur.
İnsan susturmaya çalıştığı sesi dinlemeyi öğrenir.
Onu değiştirmeye çalışmadan.
Onu yargılamadan.
Onu utandırmadan.
Sadece yanında oturarak.
Belki de gerçek dönüşüm tam o anda başlar.
Çünkü insan geçmişini değiştiremez.
Ama geçmişine dokunabilir.
Olayları değil.
Onlara verdiği anlamı değiştirebilir.
Ve bazen bu, yıllarca taşınan bir yükün hafiflemesi için yeterlidir.
Bir gün gelir.
İnsan dönüp geriye bakar.
Çocukken yanında olmasını istediği kişiyi hatırlar.
Kendisine inanacak birini...
Onu anlayacak birini...
Korktuğunda elini omzuna koyacak birini...
Yalnız hissettiğinde yanında oturacak birini...
Ve sonra garip bir şey fark eder.
Hayat boyunca beklediği kişi hiçbir zaman karşısına çıkmamıştır.
Çünkü o kişi yavaş yavaş içeride oluşuyordur.
Belki de insanın bütün hikâyesi budur.
Bir gün geçmişine dönebilecek kadar güçlenmek.
Ve yıllardır içinde bekleyen o çocuğun yanına oturup ona sadece şunu söyleyebilmek:
"Merak etme.
Buraya kadar geldik.
Ve düşündüğünden daha güçlü çıktık."
Belki de gerçek yetişkinlik, çocukken en çok ihtiyaç duyduğun insana dönüşebilmektir.
Ve belki bu yüzden hepimiz, farkında olsak da olmasak da, biraz zaman yolcusuyuz.
Paylaş
Yazıyı dilediğin platformda paylaş.